''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

30 Aralık 2015 Çarşamba

Melly'den Melly'ye: Happy 2016!!!

Eminim ki pek çok laf eden ve yanlış bulan olacaktır. Biz evimizde her sene kocaman bir yılbaşı ağacı kurarız ben kendimi bildim bileli. Altına herkes birbirine aldığı hediyeleri yığar ve yılbaşı sabahı açarız. Evet belki noele benzetilebilir ama bizimki sadece yeni gelen yılı umut ve mutlulukla karşılayıp birbirimizi mutlu etmek için oluşturulmuş bir gelenek. Benim için yılın en güzel zamanı bu zamanlar ve evde herkes hem ailece ağacı kurarken hem birbirimize hediyeler alırken hem de hediyelerini açarken çok ama çok mutlu oluyor. İçimizde art niyet olmadan ve kimseye zarar vermeden mutlu olabiliyorsak da bu kimseyi ilgilendirmemeli sanırım. Kimseye sorgulamak düşmez ama bu masum etkinliğin inancımdan da bir şey eksiltmediğini düşünüyorum.

Her neyse efendim... Bu sene yine aile bireylerime hevesle hediyeler alırken kendimi de ihmal etmedim ^-^ Evet onlar bana alacak biliyorum ama gözüme kestirdiğim 2-3 şeyi alıp yeni yıl için gerekli umut ve neşeyi acık da kendi kendime pompalayayım dedim.

Okurlarımın da seveceğini düşündüğüm için paylaşmak istedim.

Not: Arkadaşlar fotoğraf yeteneğim hiç yok, baya masaya koyup telefonla çekiyorum. Süs, püs, ışık, açı bilmem yani. Kusura bakmayın, tek amacım size göstermek^^


Daha önceki 2015'in en iyi Kore kozmetik ürünleri yazımı okuyanlar göz kremi bulmak konusunda sıkıntı yaşadığımı görmüştür. Hala 'işte bu!' diyebileceğim göz kremini bulamadığım için yeni bir krem denemek istedim. Mizon Collagen Power Firming Eye Cream adını bolca duyduğum bir kremdi. Bakalım benim cildime nasıl gelecek.


Yine önceki yazımda Skinfood'un First Essence ile aşk yaşadığımı, 10 üzerinden 15 verdiğimi falan yazmıştım. Durum böyle olunca başka bir markaya da şans vermeyi düşünüyordum first essence konusunda. Henüz bitmesine çok olduğundan alasım yoktu ama yılbaşı indirimlerini görünce yine adını bolca duyduğum Mizon First Essence Galactomyses Ferment Filtrate i attım sepete. Cidden meraklıyım bu ürün konusunda.


Aslında internetten kitap almayı hiç sevmem. Kitapları elime almayı, arkasını okumayı, sayfalarını karıştırmayı, hissetmeyi seviyorum. Ama bu kitap!!! So Ji Sub'a olan büyük aşkım kitabı ön siparişle almama sebep oldu. Dayanamadım söyledim. Kitabı elime alınca da inanamadım. Sayfa sayfa resimler, duygular, hikayeler... Bu kadar iyi olacağını beklemiyordum. Gerçekten çok mutluyum ve bir şekilde sonunda So Ji Sub'un bir parçasına dokunabilmiş gibi hissediyorum (hasta mıyım???).


Çok büyük bir Alice hayranıyım ama kitap koleksiyoneri değilim maalesef. Ama bu Tim Burton'un filminden uyarlanan çizgi romanı hiçbir kitabevinde daha önceden görmemiştim. Ya yok yada benim körlüğüm. O kadar büyük heyecanla aldım ki anlatamam. Eve geldiğinde daha da mutlu oldum çünkü kitabın sonunda, kitabın yaratım sürecine dair bilgi veren bir bölüm var. Renkler, çizimler anlatılamaz, çok güzel. O yüzden bu yılın en büyük hediyelerinden birisi oldu bu bana.

Biliyorum hepimiz çok sık alışveriş yapıyoruz ve dönem dönem de herkes bloglarında paylaşıyor. Ama sanki doğum günü, yılbaşı gibi dönemlerde kendimize aldığımız hediyeler daha özel oluyor gibi. Daha içten istediğimiz, kendi ruhumuzu yansıtan özel parçalar oluyor. En azından bende öyle durum. Eğer sizlerin de kendinize aldığınız hediyeler varsa paylaşın lütfen. Kendi kendimize aldığımız hediyeler, sanki bir parça bizi anlatıyor ve tanıtıyor gibi, ne dersiniz?



Ben yılbaşı gecesini bi klasik olarak ailemle, Allah verdiğince bereketli bir sofrada, tombala oynayıp müzik dinleyerek ve birbirimize hediye vererek geçireceğim.

Yeni yılda umarım hediye verenleriniz ve etrafınızda hediye verebileceğiniz insanlarınız çok olur. Kendinize çok iyi bakın. 2016'da bütün dualarınız kabul olsun ve güzellikler sizinle olsun sevgili okurlarım.

Benim de dualarım bol... Kendimle, ailemle, ülkemle, Afrika'daki insanlarla ve küresel ısınma sonucu dengesi bozulan vahşi doğadaki canlılarla ilgili (listem garip mi?). Allah hepsini kabul etsin.


29 Aralık 2015 Salı

2015'in En İyi Filmleri

Çok fazla film izleyen birisiyim. Ciddiyim. Haftada en az 2 kere sinemaya gitmeye çalışır, evde de her boş anımda film başına otururum.

Film yorumculuğu resmen hayalimin işi olsa da maalesef olamadım, nasıl olunur onu da bilmem. Yine de izlediğim filmlerin yapımcısı olan ülkelerin ve film türlerinin çeşitliliğine bakarak repertuarımın çok geniş olduğunu ve filmlerle ilgili geniş fikir ve bilgiye sahip olduğumu içim rahat söyleyebilirim (ay çok çirkin oldu bu paragraf kendini beğenmiş bi gıcık yani hihihihi).

Bu listeyi filmlerin sanatsal kalitesiymiş, görüntü bilmemnesiymiş onları düşünerek hazırlamadım asla. İzledim, zevk aldım, bitti!

Yine listenin kesinlikle beğeni sırasına göre olmadığını belirtmek isterim.

1) Hunger Games: The Mockingjay Part 2

Bütün seriyi büyük bir hayranlıkla izlediğimi söylemeliyim önce. Bu filmde ise serinin bitiyor olmasını verdiği burukluk vardı içimde. Açıkçası serileri izlemeyi, sıradaki filmi heyecan ve merakla beklemeyi seviyorum. Açlık Oyunları da yine seyirciyi hayal kırıklığına uğratmayacak bir görsel şölendi.

2) Maze Runner: The Scorch Trials

Yine bir seri. Geç keşfettim, keşfedince hayran kaldım. Aslında Açlık Oyunları ile çok benzer tarza sahip bir film. Ayrıntılarıyla düşünülmüş, olası ve olası olduğu için de acılı bir distopya. Açlık Oyunlarını sevdiyseniz bunu da seversiniz. Sanırım benim tarzım da aksiyon-distopya türüymüş^^

3) Cinderella

Aranızda benim masallarla büyüdüğümü ve hala da masallarla yaşadığımı bilmeyen varsa şu anda öğrenmiş oluyor. Masallar benim için çok önemli, hayatımın büyük bir kısmı, yaşadığım zorluklardan sonra ayakta kalmamı ve yaşamamı sağlayan etmenlerden birisi (gerçek zorluklardan bahsediyorum, alındaki sivilce, sevgilimle ayrılmam falan değil). Cinderalla da bu sene bana güç veren filmlerden birisiydi. Atmosfer beni aldı götürdü. Gerçekten çok beğendim.

4) Fifty Shades of Grey

Bu filmle ilgili söylenecek çok şey var aslında. Öncelikle kitap serisini okuyup filmi heyecana bekleyenlerdenim. Filmden de elim boş çıkmadım -her ne kadar daha iyi olabileceğini düşünsem de-. Kitapta yoğun erotik cümleleri okuyanların, kafalarının ters çalışmasından ve önyargılarından dolayı, esas konu olan, aşkı için saplantılarından vazgeçen ve psikolojik savaş veren adamla aşkı için kapalı dünyasının dışına çıkmaya çalışıp kendisiyle savaş veren kadının aşk hikayesini kaçırdıklarını düşünüyorum. Çok uzun ve karmaşık bir cümle olduğunun farkındayım, lütfen dönüp tekrar okuyun^^ Bence oldukça güçlü ve farklı bir aşk hikayesiydi. Ayrıca bir başka kapıdan bakacak olursak kitaplar ve filmler farklı dünyaların, hayatların kapısını bize açmaz mı? Fetişizm de sizinkinden farklı dünyaya ait olan bir şey olamaz mı? Beğenmeyen beğenmez tabii ama ağır eleştri, aşağılama ve hele ki ayıplamaları çok yanlış buluyorum.

5) Miss You Already
miss you already 2015 ile ilgili görsel sonucu

İzlediğim en güzel hikayelerden birisiydi. Drew Barrymore hayranlığıyla başlamış olsam da filmde Toni Colette e hayran kaldım. İnanılmaz bir dostluk ve bağlılık hikayesi. Her yaştan herkese tavsiye ederim. Özellikle de hala dost olmayı bilemeyenlere.

6) Still Alice
still alice 2015 ile ilgili görsel sonucu

Bu filmle ilgili söyleyebileceğim tek bir cümle bile spoiler olabilir sanırım. Yine Julianne Moore a hayran bırakacak bir oyunculuk... İnanılmaz bir anne, inanılmaz bir kadın. Sonu Kore filmlerini aratmasa da yılın en iyilerinden.

7) Avengerts: Age of Ultron

Marvel'e mi zaafım var yoksa sadece süper kahramanlara mı bilemiyorum. Benim için tüm Avengers filmleri süper ötesiydi. Bu da nefessiz izlediğim bir aksiyon oldu. Her bir karakter ayrı bir canım!

8)Dragon Blade

Offff offff!!! Bu filmi acayip beklemiştim ve o kadar güzel o kadar güzeldi ki göz kırpmadan izledim.  Film için ayrı bir post da yazmıştım, isteyenler göz atabilir. Filmde Siwon var -ki oyunculuğunu ispat etti bu sene sanırım-, Jackie Chan var, Adrian Brody var -ki ben sevmem- ve en sevdiğim Amerikan aktörlerden John Cusack var. İnanılmaz bir atmosfer yaratılmış, bol aksiyonlu, sadakati ve vefayı gösteren mükemmel bir tarihi film.

9) The Beauty Inside
İlgili resim

Yılın en iyi Kore filmiydi sanırım. Gerçekten o kadar güzeldi ki. Ayrıca kırmızı halıydı mübarek. Gözümü kırpsam yeni bir ünlü çıktı karşıma. Film her sabah uyandığından yüzü, sesi, boyu posu yani her şeyi değişen bir adamın bir kadına aşık olmasını anlatıyordu. Sizin de tahmin edeceğiniz üzere her yeni tip neredeyse yeni bir ünlü tarafından canlandırılmıştı. Ama bu filmi bu listeye ünlüler geçidi olmasından dolayı değil gerçekten harika olduğu için koydum. Mutlaka izleyin!

10) Sevimli Tehlikeli

Neden, nasıl bilmiyorum ama Özcan Deniz hep benim beğendiğim tarzda filmler yapıyor. Bu film o kadar tatlı o kadar iç kıpırdatıcıydı ki nasıl büyük bir zevkle izledim anlatamam. Bollywood tarzi müzikleri mi desem Hollywood romantik-komedi tarzı sahneleri mi desem ne desem... Çok güzel bir harmandı. Klasik bir romantik komedi severseniz bence bayılırsınız buna^^

Öncelikle belirtmek isterim ki 'ayy ben Türk filmi hiç izlemem, güzel değiller bi kereee' diyen tiplerden asla ama asla değilim!!! Türk filmi izlemeyi çok seven bir insanım ve bence film sektörümüz her geçen yıl daha iyi bir noktaya geliyor. Eskiden sinemaya gittiğimde birkaç ayda bir vizyonda tek bir tane Türk filmi olurken şimdi neredeyse tüm filmler yerli film olabiliyor. Özellikle 2014 çok verimli bir yıldı. 2015'de ise sanırım çıkan Türk filmleri nicelik olarak oldukça fazla ancak nitelik olacak çoğu sadece absürt komedi türünde. Her ne kadar bazı absürt komediler bana hitap etse de maalesef çoğundan zevk alamadığım için listeye fazla ekleyemedim. Yoksa yerli filmlerin listemde çok daha fazla yer kaplamalarını isterdim.

Benim listem genelde çoğunluktan farklı oluyor. Beğenilerimin farklı olması iyi mi kötü mü bilemiyorum ama durum bu. Bu listede çok popüler olduğundan emin olduğum bikaç kalem yok değil tabi ^-^ Yine de bu sene umarım herkesin kenara not alabileceği veya çoktan izleyip beğendiği filmlerden oluşan bir liste yapmışımdır ^-^

26 Aralık 2015 Cumartesi

2015'in En İyi Kore Cilt Bakım Ürünleri

Son 2 yıldır cilt bakım ürünlerini yoğunlukla Kore markalarından kullanıyorum. Bunun sebebi asla ve asla Kore'ye olan sevgim değil. Bir dönem ciddi derecede cilt sıkıntıları yaşadım ve o dönem Türkiye'deki zibilyon markayı denemiş ve fayda görememiştim. Sonunda 'madem bu kadar Kore'yle iç içeyim ve her şeyden haberdarım, bir de bu markaları deneyeyim' dedim, sadece bir çare olarak. Çok şükür ki çok güzel sonuçlar aldım. Artık her fırsatta Kore markalarını yurt dışından getirtmeye çalışıyor, mümkün olmadığı zamanlarda Gratis, Watsons gibi mağazalardan bile 'made in Korea' damgalı ürünleri tercih ediyorum.

Çok doğru tercih!!!

Makyaj ürünlerine gelince, ambalaj olarak Kore markalarının çok cezbedici olduğu bir gerçek, genel renk skalaları da bana çok uygun. Ancak bizdeki makyaj ürünlerinin de gayet güzel olduğunu düşünüyor ve sipariş verip bi dünya kargo parası ve bekleme zamanına değmeyeceğini düşünüyorum. Ha gider alırım orası ayrı^^

Şimdi geçelim ürünlere:

1) En İyi Nemlendirici
Etude House Collagen Moistfull Cream


Kaçıncı kutuyu kullanıyorum bilmiyorum. Dokusunun, yapısının bir benzerini Türkiye'de henüz görmedim, tarif edemiyorum. Hem akşam nemlendiricisi olarak çok güzel hem de makyaj altına etkisi inanılmaz. Bazen kullanmaya kıyamıyorum. Kollajenle ilgili çeşitli spekülasyonlar olsa da ben memnunsam bitmiştir!

2) En İyi Temizleyici
Innisfree Olive Real Cleansing Oil


Kuru ciltler için kutsal bir ürün diyebilirim. Yağ, yüzünüzdeki makyaj moleküllerini parçalayarak inanılmaz bir şekilde yüzden atıyor ve sonuç olarak ne kuru ne de yağlı bir cilt bırakıyor geriye. Kesinlikle çok severek kullandım ve son Tayland gezimde de farklı bir versiyonunu aldım.

3) En İyi Peeling
Skinfood Black Sugar Strawberry Mask Wash Off


Kore kozmetiğinden az buçuk haberi olanlar Black Sugar Mask in şanını şöhretini bilir. Ben Strawberry olanını almıştım, geçen seneden beri kullanıyorum ve daha memnun olamazdım. Strawberry olanının tanecikleri klasikten daha küçük olduğu için hassas hatta aşırı hassas ciltler için daha uygun bence. Kokusu inanılmaz, reçel gibi bişey. Tadına bile baktım -yazar utandı-. Peeling şeklinde kullandıktan sonra  dk kadar yüzde bırakıldığı için aynı zamanda maske de denilebilir. Çok ama çok memnunum.

4) En İyi Face Mist
Innısfree Green Tea Mineral Mist


Genelde çok popüler ürünleri almayı sevmem ama buna şans vermek istemiştim çünkü face mist olmadan yaşayamayan bir tip oldum çıktım! Gerçekten çok ferahlatıcı nemlendirici ve hafif bir mist. Yalnız henüz kış aylarında yoğun olarak kullanmadım, yaz sonu-sonbahar döneminde çok memnun kaldım. Yani yılın büyük bir kısmı için en iyi mist diyebiliriz. Soğuk kış günlerinde genelde tercihim başka bir mistten yana oluyor. Tavsiye isterseniz her zaman sorabilirsiniz.

5) En İyi El Kremi
SecretA Cookie Strawberry Hand Cream


Türkiye'deki Kore etkinliklerinden birisinde Limonian standından aldığım el kremi. Yani sanırım tüm listede ulaşılması en kolay ürün. Açıkçası şimdiye kadar hiçbir el kremini 2 kere almadım çünkü seçenek çok fazla ve ben farklı ürünler denemeyi seviyorum. Ama bu ürünü iç rahatlığıyla tavsiye edebilirim.

6) En İyi Serum
Skinfood Black Sugar Perfect First Serum


En kısa süre kullandığım ama en büyük etkiyi aldığım ilahi ürün! İçinde unicorn boynuzu mu vardır, denizkızı gözyaşı mı bilemem ama gerçekten cilde inanılmaz bir pürüzsüzlük katıyor. Tüm serumlardan farklı olarak cildimizi temizler temizlemez ilk adım olarak kullanmamız gerekiyor. Adı da malum 'first' serum. Mutlaka herkesin bir kere denemesi gerekiyor diye düşünüyorum. Fiyat/performans yorumum 10 üzerinden 15!

7) En İyi Maske
Lindsay Water Balance Mask


Bu maskeyi siz bulabilir misiniz, ben artık nasıl bulurum hiç bir fikrim yok açıkçası. Bende de 1 tane kaldı çünkü. Bu maskenin hikayesi bir garip bende. Bir arkadaşım kozmetik fuarındaki bir Kore standında çalışıyordu, ben de onu ziyarete gittiğimde onun standından aldım. Açıkçası ne aldığımı bilmiyordum ve sheet mask çok kullandığım için aldım sadece. Yanlış bilgi vermek istemem ama stant bildiğim kadarıyla bir üniversitenin kendi ürettiği ürünleri ve markayı tanıttığı bir stanttı. Yani ne çok meşhur bir marka ne de orda burda satılan ve bulunabilen bir marka. Maskelerin yapısı hepsinden farklı, kağıt gibi değil jelatin-silikon gibi değişik bir cins. Çok severek kullandım. Eğer nerden bulabilirim bilen varsa lütfen bana haber versin. Her bulduğum internet sitesinden de alışveriş yapmayı sevmiyorum. Çıkmazdayım a dostlar!

Ay alt tarafı bir maske, amma yazmışım^^

8) En İyi Göz Kremi
Mizon Multi Function Snail Repair Eye Cream


Açıkçası Kore markalarından çok çeşitli göz kremi kullanmadım, en fazla 3. Ama bu aralarından en çok memnun kaldığım ve hatta bir daha almayı bile düşünebilirim. Sanırım krem konusunda Mizon oldukça başarılı bir marka. Anneme de birkaç ürününü aldık ve çook memnun.


Çok Kore cilt bakım ürünü kullanmama rağmen hala diğer markalardan da kullandıklarım olduğundan çok geniş bir liste yapamadım. Daha önce de dediğim gibi makyaj ürünlerinden bahsetmeye gerek görmüyorum. Herhangi bir ürünle ilgili daha fazla bilgi isterseniz bana yazın mutlaka yardımcı olurum, ayrıntılı bir yazı da yazabilirim. 

Umarım bu liste size yardımcı olur ve beğenirsiniz. Kullanmak istediğim ürün listesi çoook kabarık. İnşallah 2016'da hepsini kullanırım da seneye daha kapsamlı bir yazı yazarım size.

Kendinize iyi bakın^^

23 Aralık 2015 Çarşamba

The Relation of Face Mind and Love Film Yorumum



Bu filmi açıkçası sadece Kang Ji Hwan var diye merak etmiştim ve zibilyon zamandır kenarda duruyordu. Sonunda vakit buldum.

O kadar gıcık oldum ki filmin pek çok noktasına, bunları söylemezsem içim rahat etmez.Yani az buçuk spoiler yiyebilirsiniz -her zamanki gibi-.

Öncelikle filmin senaryosu Jack Black'in çok meşhur bir filmine benziyor. Shallow Hal. Kesin bilirsiniz, bilmiyorsanız da izleyin derim çünkü hem çok güzel bi film hem de çok güzel bir film.


Bizim filmimizin de konusu Shallow Hal tarzında ama kesinlikle aynı değil. Bir trafik kazası sonucu 2 günlüğüne görüşü bozulan, çirkin kızları güzel, güzelleri çirkin gören bir adamı izliyoruz. (Bunun ne kadar saçma olduğundan bahsetmek bile istemiyorum)


Filmde gıcık olduğum şeyleri bir bir anlatmak istiyorum

>Film ve dizilerde çirkin kız imajını yaratmak için kızın saçını başını bozmalarına, makyajsız hale getirmelerine yada çirkin kıyafetler giydirmelerine feci uyuzum. Burda da kızımızı herkesin çirkin görmesine sebep olan tek şey bozuk dişleri.

>Aynı şekilde e kızım madem sen bu durumdan muzdaripsin yaptırsana dişlerini. Yaptır da kurtul 'ay çok çirkinim' psikolojisinden.
           
>Adamın kıza sadece iki günde aşık olması aşırı saçma. Sadece iki gün yani yok artık.


>Kız kendisi ayı gibi yemek yerken karşısında hapur hupur yemek yiyen adamlara aşağılar gözlerle bakıyor. İkiyüzlü!


>Yine kendisi çirkin diye erkek arkadaş bulamaz, terk edilir ve çok üzülürken 'erkek dediğin çok yakışıklı olacak, ağzı şöyle olacak bacakları böyle olacak' diye aç gözlülük                                      yapıyor. İkiyüzlü!



              > Kendisini terk eden adamı kadın avcısı ilan ederken her buluşmaya seksi iç çamaşırlarıyla                    gidip karşısındaki her adamı sırnaşık hareketlerle yatağa atmaya çalışıyor. İkiyüzlü!



              >Kendisini terk eden adamı onunla bir gece yatıp kenara atmakla suçlarken ilk adam                            kendisine karşı edepli ve nefsine hakim bir şekilde yaklaşırken bilinçli bir şekilde yılışık                      davranıp adamla yatmak için çabalayan kendisiydi. İkiyüzlü!

>Peki kendisini sırf çirkin diye tek günde terk eden adamı affetmesine ne demeli???

>Peki bir insan sizi, huylarınız ölen sevgilisine çok benziyor diye severse hata mıdır sizce? O               kişinin sadece ayı tarz kadınları sevdiğinin göstergesi değil midir?

>Peki filmin sonunda kızın yaptığı terbiyesizliğe ne demeli? Kendisi gerçekten 'çirkin'ken                  kendisini görüp kaçan adama sinirlenen kadın, yakışıklı olduğunu bildiği bir adamı geçici olarak        çirkin gördüğünü bile bile ortalığı ayağa kaldırıyor (Spoilerın babası!) Yok efendim çocuk                  domuz gibiymiş de güzel sözleri yakışıklı adamdan duymak istiyormuş da bilmem ne! Ben adam        olsam orda terk ederdim, hem de bu kadar olay sonrası haklı olurdum.

Sonuç olarak dış güzelliğin değil iç güzelliğin önemini vurgulamaya çalışan bir filmde bu kadar sığ ve yüzeysel bir kızın ne işi vardı anlamadım.

Eleştirilerimden bıktınız mı bilemem ama gerçekten gıcık oldum  ve fikirlerimi etrafımda kime anlatsam Kore filmi falan izlemediklerinden dikkate almayacağı ve yarım kulakla dinleyeceği için elbetteki güzel okurlarıma döküldüm^^

Bu gıcıklıkları merak ediyorsanız izleyin tabi, yada Kang Ji Hwan hayranıysanız. Yoksa elinizi sürmeyin derim!!!


20 Aralık 2015 Pazar

2015'in En İyi Kore Dizileri

Eveeet artık 2015'in son günlerine geldik. Benim için yılın en güzel zamanları. Her yer ışıl ışıl. Salonumuza kocaman süslü bir ağaç. Enerjim ister istemez tavan yapıyor.

Sanırım bu listeleri yapmanın vakti de geldi.

TOP 10 listemin kesinlikle sıralı olmadığını belirtmek isterim zira hepsi benim bebeklerim, aralarında seçim yapamam^^^

1) Kill Me Heal Me

Şimdiye kadar herkesin listesinde istisnasız gördüğüm ve görmeye de devam edeceğime emin olduğum dizi. Bu senenin sanırım başyapıtı! Ji Sung'un Oscar'lık oyunculuğu... Gerçekten 'Kore dizisi izliyorum' diyen herkesin mutlaka izlemesi gereken süper bir dizi. Psikolojik hastalıklar temasına öncülük ettiği gibi mükemmel oyuncuları da bünyesinde barındırıyordu. Gerçekten yılın bombası!

2)She Was Pretty

Kill Me Heal Me'deki kardeşlerin süper kimyası burda aşka dönüştü. İyi ki de oldu. Yılın sonuna yetişen yine bir şahane dizi. Ayrıca Siwon'un oyunculuğunu, sempatikliğini ne bileyim mükemmelliğini de bize göstermiş oldu. Tamam Park Seo Joon tam bi canımsın ama Siwon sen ne yaptın yaaaaa!! 

3) Oh My Ghostess
oh my ghostess ile ilgili görsel sonucu

Yılın en cıngıl cıngıl aşk sahnelerinin olduğu dizisiydi sanırım. Çok sempatikti. Kim Seul Gi gibi mükemmel bir komedyen kadını da daha gözler önüne çıkarmış oldu. İyi de oldu, ben hep çok severdim zaten onu. Kwak Si Yang da dizinin piyangosu.

4) Healer

Hepsi benim bebeklerim tamam ama bu sene en sevdiğim dizi bu oldu sanırım. Bir nevi Süpermen hikayesi. Bitmesin istedim, bitince çok uzun süre 'Healer'ın eksikliğini yaşadım hayatımda hahahah. Ji Chang Wook hayranı oldum diziden beri. Allahım nasıll tatlı sevimli bir adam. Neyse onu başka bir zaman överim daha uzun uzun^^ Yani TOP 3 olsa orda mutlaka olurdu, öyle diyim.

5) Heart to Heart

Bu senenin psikolojik hastalıklar temasını takip eden ama malesef hakkı yenilen ve pek rağbet görmeyen çok başarılı bir yapım. İzleyeni, seveni pek yok nedense. Gerçekten çok naif, aşk dolu bir hikayeydi. Hem ödül törenlerinde, hem de takip ettiğim kadarıyla izleyiciler arasında hakettiği değer verilmedi. Kesinlikle TOP 10'da yeri var!

6) Falling for Innocence

Bu sene beni 'aşık adam'a aşık eden dizi. Kendi gözümde Jung Kyung Ho'yu en iyi oyuncular listesine koydum bu dizi sonrası. Aşkına aşık oldum. 'Bu adam benim hayatımda olsa ahhh' dedim. Gerçekten çok güzel bir aşk, çok güzel bir senaryo, çok güzel bir diziydi. Ara ara açıp bazı sahnelerini izleyesim geliyor o derece. Çok iyiydi yaaaa...

7) Sensory Couple

Park Yoo Chun'ın askere gitmeden önceki son dizisi olarak daha büyük ilgi görmesini beklerdim aslında. Hem aksiyon hem romantizm hem de komedinin bir arada olduğu oldukça güzel bir senaryoyla ve oyuncularla harmanlanmış bir diziydi bence. Park Yoo Chun da hem bizi şaşkın bırakan komik halleri hem de başarılı dram oyunculuğuyla çok iyiydi. Ayrıca yılın en enteresan senaryolarından da birisi.

8) Mask

Yılın 'Wowwww' dedirten ağır dramasıydı. İlk bölümünü izlerken bir an yanlış bir bölümden mi başladım, noluyo yaa diye düşündüm, ters köşe oldum, şok oldum. Çok güzel kurgulanmış ve içerisinde absürt komedi sahnelerinin yerleştirilmiş olduğu çok başarılı bir dram-aksiyondu. Jo Ji Hoon uzun bir aradan sonra bize kendisini bomba gibi hatırlattı bence. Hem çok karizmatikti, hem yer yer çok komik hem de süper bir aşık. Yine yılın hakkı verilmeyen dizilerinden sanırım bu da.

9) Hyde Jekyll and Me

Yine psikolojik problemleri konuk alan dizilerden birisi. Kill Me Heal Me ile aynı dönemde yayınlandığı için onun gölgesinde kaldığını ve yine hakkının yendiğini düşünüyorum. Hyun Bin askerden döndü, bir döndü tam döndü bence. Benim ilk göz ağrılarımda birisi olması bir yana, mükemmel bir oyuncu. Her iki karakteri de çok iyi canlandırdı ve yine şahane bir aşk hikayesi. Kill Me Heal Me hayranlarının gazabından koruyorum ve bayılarak TOP 10'uma yerleştiriyorum.

10) Scholar Who Walks the Night

Aslına listeye koyarken en çok tereddüt ettiğim dizi bu oldu. Herkese hitap etmediği kesin ama bana ne dimi ama! Joeason dönemi var, vampir teması var, erkek kılığında kız karakter var, Lee Joon Gi ve Lee Soo Hyuk var... Daha ne olsun! Haketti diyorum. 


BONUS!

Oh My Venus!

So Ji Sub'ın hayatımın aşkı olduğunu herkes biliyordur artık sanırım. Dizileri bitmeden izleyemediğimi, bitince birkaç günde maraton halinde silip süpürdüğümü de buraya tekrar not edeyim. Yani bu diziyi henüz izlemedim, heyecanla, Ji Sub'un resimlerine salyalarım akarak bakaraktan bekliyorum. Okuduğum yorumlara bakarak yılın en iyi dizilerinden birisi olduğunu söyleyebilirim zaten. Ama şöyle de bir gerçek var ki, diziyi izlemiş olsaydım ve çoooook kötü bir dizi de olsaydı pek objektif davranamazdım sanırım. Öyle de dürüstüm. So Ji Sub'un olduğu her şey çok güzeldir ve TOP 10'de yer almayı hakediyodur benim gönül defterimde. Ama henüz izlemediğimden bonus olarak ekliyor, bitene kadar izlememek ve nefsime hakim olabilmek için deriiin derin nefesler alıyorum.

18 Aralık 2015 Cuma

İzledim: Stairway to Heaven


Benim gibi böyle eski dizileri izleyen pek kalmadı biliyorum. O kadar çok yeni dizi var ki yetişilmiyor, bırakın eskilere dönmeyi. Stairway to Heaven çoook uzun zamandır listemdeydi, malum klasik bir dizi.

Peki ben neden şimdiye kadar izlemedim?
Çünkü Winter Sonata gibi büyük bir klasikte o kadar baygınlık geçirmiş ve hayal kırıklığına uğramıştım ki bundan da korktum.

Peki neden şimdi izledim?
Çünkü her yerde devamlı karşıma çıkmasından sıkılmam ve Kwon Sang Woo'ya olan mini sempatim sebep oldu.


Cha Song Joo ve Han Jung Suh küçüklükten beri birbirlerine aşık iki arkadaştır. Jung Suh'un annesi öldükten sonra babası başka bir kadınla evlenir ve neredeyse bir külkedisi hikayesi başlar. Üvey annesinin bir kızı ve oğlu vardır. Üvey annesi ve üvey kız kardeşi bir olup Jung Suh'ya hayatı zindan ederken aynı zamanda da Song Joo'u onu elinden almaya çalışır. Üvey abisi ise kendisine aşık olur.

Bir trafik kazası sonucu hafızasını kaybeden Jung Suh'yu üvey annesiyle kız kardeşi ölü gösterirken üvey abisi alıp kaçırır ve onunla başka bir hayata başlar. Yıllarca bu ölümü kabullenemeyen Song Joo sonunda onu bulur ve hayatlarını geri kazanmaya çalışır.


Yazdığım ufak özetten bile dizinin nasıl acı ve sıkıntılar barındırdığını anlamışsınızdır sanırım. Dizi gerçekten dram küpüydü. İçim çok ama çok sıkıldı. Her bölüm non-stop gözyaşı, keder ve problem vardı. 


Bölümler boyunca aynı sıkıntılar devam etti. Bir türlü kavuşamadılar, kavuşsalar da mutlu olamadılar. Olaylar akmak bilmedi. Sanki 20 bölümü 5 bölüme sıkıştırsak olurmuş içimiz de boşuna bu kadar sıkılmazmış gibi geldi bana.


Dizi karakterler küçükken başlıyor. Han Jnu Suh'un küçüklüğünü Park Shin Hye oynuyor ve tüm çocuk oyuncular çok tatlı. Çocuk oyuncuları o kadar sevdim ki dizi öyle devam etseydi daha büyük zevkle izlerdim sanırım.


Han Jung Suh o kadar gıcık bir karakter ki dizi boyunca ağzını açıp iki kelam edemiyor, devamlı ağlıyor, tüm dertleri içine atıp kendisine kötülük eden kimseyi şikayet etmiyor. Bir derdini birisine anlatsa her şey 5. bölümden çözülecek bunu bildiğiniz için ekran karşısında fıtık oluyor taklalar atıyorsunuz ama nafile... Kızımız ağzını açıp hiçbir şey anlatmıyor, konuşmuyor, her şeyi içine atıyor. Dizi de çözümlenemeden 20 bölüm sinir bozucu şekilde devam ediyor mecburen.


Cha Song Joo'yu canlandıran Kang Sang Woo ise diziyi izleme sebeplerimden birisi. Çok yakışıklı bir adam değil ama nedense ezelden beri ufak bir sempatim vardır ona. Oynadığı çok güzel eski filmler falan var izlediğim ondan heralde.

Song Joo dizi boyunca kızla birleşmek için kıçını yırtan, artık kendisini heba eden böyle içimizi şişiren zavallı bir adam, zavallı bir aşık. Onun uğraştığı kadar ben uğraşsam So Ji Sub'la falan evlenirim heralde yani. Öyle çırpındı zavallım.


Diziyi izlemek gibi bir düşünceniz var mı bilmiyorum... Benim Kore kültürüne ciddi ilgim olduğundan TV, dizi, film kültürüne de temelden hakim olmak için klasikleri izlemek gibi bir takıntım var. Benim gibi ciddiye almıyorsanız izlemeyin bence. Senaryo acı dolu ama güzel bir senaryo olsa da işleniş çok da akıcı değil. Yer yer sıkıyor, çok iç şişiriyor ve fazla acıklı.

İzlemeyi düşünenler, benim kadar klasik dizilerde gerçek bir Koreli kadar haberdar olmak isteyenler (bu dizi hemen hemen her Korelinin bildiği ve izlediği bir dizidir) aşağıdaki kısmı okumasın bence.


Böyle acıklı, heryeri acıklı bir dizide bir an mutluluk olduğunu düşünmeyi! Gerçekten yok. Kavuştuklarında bile kavuşamıyorlar, mutlu olduklarında bile mutsuzlar ve siz bunun farkında olduğunuz için bir an bile gülümsemiyorsunuz. 20 bölüm boyunca!!! Dolayısıyla en sonda evlendiklerini gördüğümüzde mutlu sona sonunda ulaştıklarını düşünmek de aptallık! Elbette ki dizi mutsuz sonla bitiyor. O kadar iç şişikliğinin ve dramın sonunda senaristler bize bir damla gülümsemeyi elbette ki çok görmüşler...

Klasik bir dizi olmasa asla başlamazdım sanırım. Yada daha çok atlayarak falan izlerdim ne bileyim. Çok aşırı dramdı, nefes alamadım izlerken. O derece...