''If you want the rainbow, you have to deal with the rain''
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

30 Ocak 2016 Cumartesi

İzledim: Oh My Venus


Tek kelimeyle, mükemmeldi.

Bu yorum burda biter!















Yani bu diziye ya bu kadarcık bir yorum yapabilirdim, yada destanlar yazmam gerekiyordu. Ortasını tutturabilecek miyim acaba?


Ne yalan söyleyeyim bitecek diye izlemeye kıyamadım. Böyle afişi açıp baktım baktım geri kapattım izlemeden. Öyle psikopatım. Şimdi bitti ya, bende bir boşluk... Ama eminim  ki bikaç milyon kere daha izlicem ben bu diziyi.



Konu mu dediniz? Hmmmm, zayıflamak isteyen bi kız ve ona yardım eden koçu birbirlerine aşık olurken bir yandan da birbirlerinin yaralarını sarmaya çalışırlar. Böyle de basit anlatırım.


So Ji Sub'a olan aşkımı bilmeyeniniz kaldı mı? Nasıl kötü bir şey söyleyebilirim. Söyleyemem. Ama objektif davranıyorum ki sevmesem de söyleyecek bir şey yoktu. Öyle sevimli, öyle karizmatik öyle güçlü ve güçsüzdü ki anlatamam... 

Yine de okuduğum yorumlarda Ji Sub'un gelmiş geçmiş en iyi oyunculuk sergilediği dizi olduğunu söyleyenler bence çok yanlışlar! Master' Sun'da çok daha dalgalı/ duygu karmaşalı bir karakteri canlandırıyordu ve inanılmaz mimikleri vardı orda. Burdaki karakteri çok daha ağır başlıydı. 


Shin Min Ah gerçekten en sevdiğim aktris. Bu iki insan aynı dizide nasıl bir araya geldi bilemiyorum.
Dreams come true!

Shin Min Ah her zamanki gibi şirinlik abidesi. En gerçek sevinen, en gerçek ağlayan kadın sanırım! Şişman makyajına ise diyecek laf yok! Gerçek gibiydi resmen! Her seferinde 3 saat makyaj ve kostüm giyme süresiyle uğraşıyorlarmış düşünün! 

oh my venus ile ilgili görsel sonucu

Çift nasıl mı?


Nasıl mı?


Çiftin kimyası nasıl mı???

İnanılmazdı! Yani birbirlerinin şimdiye kadarki en iyi partnerleri diyebilirim sanırım. Gerçekten şahane bir uyum vardı.


İşin komik yanı kaba tabirlerle 'kocam' dediğim So Ji Sub ve 'metresim' dediğim Kim Woo Bin'in sevgilisi aynı dizide. Ve bu kadın en sevdiğim aktris. Acayip bir bermuda şeytan üçgeni benim için hahaha^^ 

Ama sonuç? Mükemmel...


Diziye hayranlığımı anlatmakla bitiremem ama eleştirim de yok değil. Eleştiri mi desek, imrenme mi orasına siz karar verin. Öncelikle, bu kadar mükemmel bir adamın (fizik, maddi durum, karakter her anlamda mükemmeldi) çirkin! olan bir kadına (kesinlikle çirkin değildi ama şişman olmanın Kore'de bir tabu olduğunu hepimiz biliyoruz sanırım artık) aşık olabileceğine inanmıyorum! Ya aşka, ya da erkeklere inancım olmadığı için... Yada gerçekten böyle bir şey daha hiç görmediğim için... Benim için gerçekten inanılmaz ve ütopikti.


Ayrıca Kang Joo Eun'ın 15 yıllık sevgilisinin (hem de iyi bir insan olduğu gerçeği var ortada), Kang Joo Eun'ın eski arkadaşına aşık olup Joo Eun'dan ayrılması, ve hatta bunda çok samimi olması bana çok koydu. Yani olur mu? Olmaz!! 
(biliyorum burda söz konusu karakterlerin fotoğrafını koymam lazım ama bunlar o kadar tatlı ki koyasım yok hahaha)


Ve bu insanlar!!! Bu insanlara kesinlikle hayatımda ihtiyacım var!


(allahım şu 3 adama bakar mısınızzzz??)


Öncelikle etinden kemiğinden ve özellikle ses tellerinden karizma fışkıran Sung Hoon'dan Noble My love dizisini yazarken bahsetmiştim. Kendisi hayran kalınası bir adam. Faith'de de en çok dikkat çeken beyaz saçlı kötü adam var ya.. Hah işte o da buymuş! Siz de şaşırdınız mı???

Neyse efendim kendisi Noble My Love'dan bu yana epey bir kilo vermiş ve belli ki (açıkça görüyoruz) inanılmaz vücut yapmış. So Ji Sub'un yanında esamesi okunmaz ama yine de bir göz banyosu.


Henry'nin tatlılığını ise bu dizi falan ortada yokken bir 'haftanın şarkısı' postunda anlatmıştım size (maalesef en az okunan yazılar onlar ama belki gören olmuştur). Ben kendisini We Got Married'de keşfetmiş ve uzunca bi süre takip etmiştim. Açıkça söyleyebilirim ki bu dizideki hali neredeyse %100 gerçek hali. Yani gerçekte de o kadar sevimli ve doğal ki... Burda da Henry'ye hayran kalmamak elde değildi elbette. Böyle bi insanı kim istemez ki etrafında???

İnsana mutluluk, enerji veren, hayat katan doğal bir pil gibiydi.


Dizideki çift uyumu, cinsel çekim hat safhada olunca birbirinden cesur ve sevimli aşk sahneleri görmüş olduk. Çok da güzel oldu. Aşka inanmaya ama aşkı izlemeye bayılan benim gibi umutsuz seyirciler varsa aranızda, tam dizisine denk geldiniz diyebilirim!

Aşkı anlatırken gösteren dizilere bayılıyorum gerçekten.



Bu arada eklemek istiyorum! Hayat adaletsiz! Hayır bizim bir Koçinnim'imiz vardı da biz mi kilo vermedik? Biz mi daha sağlıklı olmadık? Yani neticede sağlıksız ve hımbıl olmakta haklıyız sanırım kkkkk ^-^

Bir yerde Koçinnim yani Kim Young Ho diyor ki 'Iron Man kadar göz alıcı, Batman kadar gizemli, en az Superman kadar da yakışıklıyım.'
Ne kadar da haklı haspam!



Meşhur gamze mevzusuna da diziyi izlemeyenlerin bile aşina olduğuna eminim! Bu gamze olayı dizinin temel taşlarından birisiydi, hem de çok tatlıydı.

Ödül töreni gecesinde bile patlattılar gamze öpücüğünü! Ah Shin Min Ah, Allah'ın ne sevgili kulusun sen öyle, özene bezene yaratmış mübarek!



Hayatımda bir sürü fiziksel özelliği beğenip 'ah keşke oram şöyle olsa, şuram böyle olsa' diye düşünmüşümdür ama şimdiye kadar bir gamzeye hiç imrenmemiştim.

Gamzeler ne tatlı şeylermiş! Neden bende yok ki -_-



Keramet gamzede mi? Yoksa ona gözleri parlayarak bakan So Ji Sub'da mı acaba??? Tamam tamam, aç gözlü davranmayacağım Allah'ım!!! Gamze falan istemiyorum, sen bana bir So Ji Sub ver yeter^^



Son olarak demek istiyorum ki benim de kendime ait bir 개의 자식아 (keıi jaşika) 'ya ihtiyacım var! Gerek hırsımı atacağım, gerek sarılacağım mükemmel bir arkadaş. Kang Joo Eun onu Koçinnim'e dublör olarak kullanmış olabilir ama bizim asla bir Koçinnim'imiz olmayacağına göre, ihtiyaç daha büyük sanırım hahaha^^



Beni bırakırsanız daha destanlar yazarım sanırım... En baştaki tek kelimelik yorumda bırakmam gerekirdi aslında -_-

Tavsiye eder miyim diye yazmama gerek yok artık heralde^^

So Ji Sub bu diziyi kabul ederken sağlık temalı olmasına tav olmuş, izleyicilerine güzel mesaj vermek ve sağlıklı olmaya teşvik etmek istemiş. Teşvik olduk mu arkadaşlar???

İyi seyirler, ama eminim ki hepiniz çoktan izlediniz^^

23 Ocak 2016 Cumartesi

İzledim: Secret Message

Evet büyük bir Bigbang fanıyım, hatta VIP diyebiliriz. Peki ben neden bu diziyi bu kadar geç izledim? 
Aslına bakarsanız kendime bir ödüllendirme listesi hazırladım. İçerisinde Secret Message ve Oh My Venus'ün de bulunduğu izlemeyi deli gibi istediğim birkaç diziyi, normal listemdeki dizileri izledikçe kendime birer birer bu listeden bir ödül olarak vermeye karar verdim. Ve işte böylece bir ara Secret Message izleme şansım oldu.

İlgili resim

Son aşklarında öyle yada böyle şekilde kalpleri büyük yara alan Woo Hyun ve Haruka, tesadüfi bir mesaj sayesinde konuşmaya başlarlar. Ne var ki Japon olan Haruka o sırada Kore'de, Koreli olan Woo Hyun ise Japonya'dadır. Bu mesajlaşmalarla gittikçe yakınlaşırlar ama ne birlikte olabilirler ne de ayrı. Peki bu iki kayıp ruh sonunda buluşabilecekler mi?


Dizide, hangi platformda olursa olsun izlemekten çok keyif aldığım TOP vardı, ki izleme sebebim odur. Jenerikte TOP değil de Choi Seung Hyun adının geçmesi bi içimi okşadı nedense^^ Açıkçası yer aldığı her yapımı izlemiş birisi olarak oyunculuğundan çok zevk alıyorum. Bence çok esprili bir tarzı var ve daha sık oyunculuk yapmalı.

Ayrıca seven de sevmeyen de sarhoş dans etme sahnelerini izlesin derim, tapılası tatlıydı^^


Japon oyuncu Juri Ureno'yu daha önce meşhur Nodame Cantabile dizisinde izlemiş ve karakter dolayısıyla sinir olmuştum. Çok beğendiğim Beauty Inside filminde de varmış ama farketmemişim, dönüp hatırladım. Burda ise donuk ve soğuktu ama karaktere bağlarsan oyunculuğunu çok beğendiğimi söyleyebilirim.

secret message drama ile ilgili görsel sonucu

Diziyle ilgili yorumlarıma gelecek olursak, genel olarak ağır ilerlediğini söyleyebilirim. Ama dizi başlamadan önce belirlenen bölüm sayısını 18 iken 10 bölümde bitirilmesinden bunu anlamıştık zaten sanırım.

Yine de bölümlerin kısa olması, oyuncuların hoş olması ve hikayenin ve hikaye işlenme şeklinin farklı olması diziyi sıkıcı olmaktan kurtarmış diyebilirim. Görüntü yönetmeninin tarzı cidden farklıydı yani.


Son olarak dizinin en tatlı elementinin yan karakterler olduğunu söylemem gerekir. Açıkçası onların sahnelerini dört gözle bekledim ve keşke onların hikayelerine daha çok yer verilseydi. Onların aşkı çooook sevimliydi ^^

İlgili resim

İçinizde gram TOP sevgisi varsa şüphesiz izleyin çünkü zaten kısacık ve hemen bitiyor. Sevmeseniz bile zorlamaz. Ama bana ferahlatıcı ve farklı geldi açıkçası. Zaten web dramalarının normal dramalardan ayrıcalığı da bu oluyor sanırım ^-^

16 Ocak 2016 Cumartesi

İzledim: Splash Splash Love


Hayatından bezmiş haldeyken kendisini birden Joseon döneminde bulan bir kızın ufak hikayesi.


Ya şimdi ne desem bilmiyorum. Böyle güzel bir senaryo, böyle sevimli başroller var elinde; sen git 2 bölümlük dizi, dizicik, dizimsi yap! Millet ottan boktan senaryolarla 30 bölümlük destan çekiyo be anacım sen niye yedin güzelim fırsatı!

Öyle güzel...


Tabiisi tabiiki elbette ki canım ciğerim Kim Seul Gi için izlemeye karar vermiştim. Ezelden beri yan rollerde favorimken Oh My Ghost'ta herkesin dikkatini çekti. Sonra hah dedim başrol, ama maalesef 2 bölümcük çıktı. Yine de şahaneydi!


Meşhur dizi Lets Eat i izleyenler diğer başrol Yoon Doo joon'u da iyi tanır bence ama ben izlemediğimden tanımıyordum. Çok sevdim ama pek bir şirin adammış^^


Şahsen tarihi dizi(seaguk) izlemeyi çok seviyorum ama böhöm böhöm ağır olanları değil daha sempatik olanları. Aynı bu dizi gibi.

Dahası tarihi dizilerin de böyle zamanda yolculuk yapanlarını çok seviyorum. Rooftop Prince, My Love From Another Star, Faith gibi (bu arada Faith çok iyiydi dimi yaa aklıma geldi şimdi). E bu dizi de öyle olunca değmeyin keyfime.


Yorum yazılarım için internette fotoğraf ararken bazen 30 bölümlük diziler için bile güzel bir fotoğraf bulamazken bu 2 bölümlük dizi için fotoğraf seçemedim, hepsi birbirinden güzeldi, hepsini paylaşmak istedim. Öyle bişey...

Yani bu iki bölümcük diziyi izleyin, izlettirin.
İnsanın içi bi hoş eden, sevimli pançik pançik bir dizi. 

Ama sonuyla ilgili bir sorum var. Ağır spoiler olabilir, kusura bakmayın, yada okumayın!!!! Aşık olduğunuz adam başka bir zaman diliminde karşınıza çıksa... O mu değil mi acaba? Belki de sadece görsel ikizi. Aşık olduğunuz adamla tıpa tıp aynı görünüyorlar, ama hatıralar, yaşanmışlıklar yok onda. Sadece sizde var. Sanki o gibi ama değil de. Yine aynı aşk olur mu, o aşk yaşar mı? O adam, o adam mı?

14 Ocak 2016 Perşembe

Haftanın Şarkısı / Song of the Week (41)

Böyle her hafta sevdiğim şarkıları yayınladığım devamlı bir köşem vardı dimi benim?

En az okunan yazılar onlar olunca ne yalan söyleyeyim hevesim kaçtı.

Artık böyle ara ara paylaşımlar yapayım, kalbimi attıran heyecanlandıran şarkıları koyayım diyorum.
İşte o şarkılardan birisi son zamanlarda da oldukça popüler olan Dream...
Miss A üyesi Suzy ve EXO üyesi Baekhyun diyorum!!!

Aslında şarkıyı tanıttıklarında henüz çıkmamış ve beklerken daha bi heyecanlıydım, acaba beklentilerimi karşılamadı mı? Emin değilim...
Önce şarkıyı koyayım, siz dinlerken yorumlarım aşağıda olsun.

Suzy ft. Baekhyun -  Dream


Öncelikle şakıyı çok sevdim aslında. Garip bir şekilde neredeyse tamamını da anladım ve bunu daha da mutlu etti tahmin edersiniz ki. (Korece çalışmalarıma ara vermiş olsam da 2016 resolutions olarak yeniden başladım ve emeklerim iyiden iyiye sonuç vermeye başladı sanırım)

Klip içinse, atmosfer şahane görünse de bikaç şey acayip gözüme battı, sinir oldum. Baekhyun'un 90lardan kalma kalın kravatı, 3 beden büyük ceketi ve dede rengi pantolonuna uyuz oldum! Saçlarla da kel alaka zaten. Ayrıca nedende Baekhyun'la Suzy'nin sandalyelerinin veya mikrofonlarının farklı model olması da beni gıcık etti. Yani atmosferle, dekorla ne alakası var onların gibi.

Klibin sonunda, şarkı bitikten sonraki bikaç saniyelik doğal hellerine ise bayıldım. 

Her şeye rağmen çok hoş bir şarkı, güzel atmosfer sinire dokunan ayrıntılar diyorum. Ayrıca not olarak düşmeliyim ki Baekhyun'a her zamanki asi-seksi çocuk imajı çok daha fazla yakışıyormuş, burda tam bir ibişe dönmüş^^

Siz ne düşündünüz bu şarkıyla ilgili? Çok huzurlu bir tınısı yok mu?

8 Ocak 2016 Cuma

İzledim: Bubblegum

Yeni yılın ilk yazısı ve ilk yorumuyla merhaba cancağızlarım.


Yine çocukluk arkadaşlarının büyüdüklerinde birbirlerine aşık olduklarını anlamaları ama aşklarına binbir engel çıkmasını izliyoruz. Klasik bir konu, klasik bir işleyiş.


Çok sevimli bir kadro var diyebilirim. Ama ben 'en büyük aşklar nefretle başlar' tezinin kanıtı olan bi tanecik aşkitoşkom Lee Dong Wook için izledim tabiisi!


Her zamanki tatlışlığı, masumluğu ve duygusal halleriyle mükemmel bir Lee Dong Wook ve maalesef ekranlarda çok sık göremediğimiz ama benim kişisel favorilerimden birisi olan Jung Ryeo Won bir çift olarak harikalar yaratıyor bence.

Lee Dong Wook hayalimizdeki arkadaş, evlat, sevgili, kardeş rolünde. Her eve lazım.


Kan bağı olmadan da aile olunabileceğini, her zor durumda birbirinin derdine koşup her güzel günde yan yana olunabileceğini en gerçekçi şekilde gösteren yan kadro da inanılmaz samimiydi, her biri diğerinden sevilesiydi. 


Yine de izleyin diye rahatlıkla tavsiye edemiyorsam bir sorun vardır değil mi? Evet, sanırım var.

Öncelikle diziyi çok ama çok izlemek istiyordum ama en yavaş bitirdiğim dizilerden birisi oldu. Özellikle ilk 5-6 bölüm ilerlemedi. Yani benim gibi dizi bitirme takıntısı olmayanlar, veya benim gibi Lee Dong Wook hayranı olmayanlar ilk bölümlerde diziyi bıraktıysa hak veririm şaşırmam.


Ama sonra atmosfer ısındı, karakterlerle aramda bir bağ kuruldu. 6. bölümden sonra su gibi aktı, neler olacak diye merak ettim, herkesi çok sevdim.


Çocuk karakterler de diziyi rayına oturtmakta büyük rol oynadı bence. Hikayenin anlam kazanmasında ve kalbimize girmesinde yerleri büyüktü.


İzlememeyi düşünen okuyucularıma 'dizi başlarda çok yavaş ilerliyor'dan başka bir uyarım daha var. Dizi böyle kötü karakterlerin olduğu, olayların-aksiyonların döndüğü, heyecanlı, beklentileri arttıran bir dizi değil. Böyle daha çok karakterleri benimseyip günlük hayatlarını ve hikayelerini merak ederek takip ettiğimiz, insanlar arası ilişkilere odaklanan sakin dizilerden. The Time We Were Not in Love'ı izlemiş miydiniz? Aslında tam o tarzda diyebilirim. Hem akış hem de çocukluk arkadaşlarının aşk hikayeleri açısından.


İlk birkaç bölüm 'yaaa bu ne, Lee Dong Wook ne biçim bir dizi çekmiiiş' diye düşünüp üzülsem de, ısrarla izlemeye devam edince çok sevdim ve ilk 5 bölümü izlediğimden daha kısa sürede kalan 11 bölümü bitirdim hahahaha

Kötü karakter olmadan, insanlar arasındaki masum duyguları, karakter bağlarını izlemeyi seviyorum ben. Hele de Dong Wook cuğum varsa! Yani tüm uyarılarımı dikkate alın, ama hala benim gibi düşünen ufacık bir parçanız da varsa izleyin. 

Ha yok ben sevmem öyle şeyleri, izlemicem diyen arkadaşlarım da özellikle diziye adını veren 'bubblegum' yani sakız balonu öpücüğü sahnesini izlesinler. Yani sapık demeyin bana ama ben seviyorum böyle şeyleri ve bu dizi çok sevimli aşk ve öpüşme sahneleriyle dolu.

2016'da iyi seyirler, bol aşklar!
Ayrıca en başta bana olmak üzere herkese bir Lee Dong Wook diliyorum.